
Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın
Demiş NAZIM HİKMET RAN. Ne güzel anlatmış DOSTLUĞU. Hayatta en önemli değerdir Dostluk. Anne-Baba-Kardeş-Eş-Çocuk Olunca herşey tamam zannedilir. Oysa yarımdır. Hem de kocaman bir boşluk vardır. Doldurulamaz bir boşluktur bu. O'nun yeri ayrıdır,başkadır. Kimsenin bilmediği sırlarınızı bilir. Kimsenin görmediği gözyaşlarınızı siler. Kimsenin olamadığı omuz olur. Çıkarsız,beklentisiz bir çınar gibi dikilir kalır hayatınızın tam ortasında. Yüreğinizde oluşan heyelanları,selleri koca gövdesiyle geri püskürtür. Güvenle yaslanırsınız o koca gövdeye. Gölgesinde dinlenirsiniz her daim. Banamısın demez. Var gücüyle yapraklarını çoğaltır sizi koruyup kollasın diye. Siz günün birinde elinize bir balta alıp kesmeye çalışsanız bile sessizce acısını yüreğine gömüp ''kendini iyi hissedeceksen durma kır dallarımı'' deyecek kadar da asil ve güçlüdür. Çünkü o beklentisiz sevginin tek temsilcisidir. Bunları neden mi yazıyorum? Yazıyorum çünkü bir yanım eksik kaldı blogda.
PANDORA bloğunu kapattı. Ve ben bu duruma çok üzüldüm. Kapatma demek hakkımdı benim. Diyebilirdim. Ama demedim. Şimdi neden peki buraya yazıyorum ki bunları. Yazıyorum çünkü bu kapanışın bir süreliğine değilde sonsuza kadar oluşundan korkuyorum. DOSTUM,KAL GİTME DESEM... Tamam git. Gitteee kafanı toplayınca geri geleceğine söz versen. Bu sözü bana verebilir misin dostum ?
İDEA,,,,,